30. May, 2016

eksik bırakmak...

Duygular ne kadar özel hisler farkında mısınız?

Aşkın,
tutsaklığı yok mesela.
Özgürse yakalanıp, yaşanabiliyor ancak.

Öyle olmalı ki o,
hem var gib, hem de yok gibi. Hem senin gibi, hem de değil gibi. Hem orada gibi,
hem de her an, çekip gidiverecek gibi.

Duygular dil, ırk, din gözetmiyor insanlarda. Mesela ben erkek arkadaşımla konuşurken onu özlediğimde, bilmeden çok kullandığım bir cümlenin,  aslında Fransızca da karşılığının, özlemek olduğunu öğrendim.
''Eksik bırakmak...''

Yani Fransızca’ da özlemek yerine eksik bırakmak fiili var. Mesela “Onu özlüyorum.” değil de, “beni eksik bırakıyor.” diyorsun.  Ya da '' beni tamamlamıyorsun'' ,''eksik hissediyorum'' diyorsun. Hepsinin karşılığı koca bir özlem.
Çok anlamlı...

Hani deriz ya? Hepimiz farklı farklı duygulara sahibiz diye, ama öyle değil sanırım.
Aynı hissediyor, ama farklı ifade ediyoruz. Bir de belli ki,  aynı hissetmemize rağmen farklı şekillerde yaşıyoruz.

Dünyanın yedi harika duygusu var bana göre.

Görmek,
Duymak,
Dokunmak,
Tatmak,
Hissetmek,
Gülmek,
ve de
Sevmek...

Miş gibisi olmayan duygular bunlar. Çünkü siz duygularınızı yönlendiremezsiniz.
Bozulduğunda,
insan denen kusursuz mekanizmanın da, bozulmasına neden olabilecek türden şeyler yukarıdaki yedi harika duygu. Hepsi de dibine kadar, hak ettiği şekilde yaşanmalı bence.

Neden derseniz?

Çünkü sevginin grisi yok derim, ben size .
Çünkü bu masalda, sevgi ve aşk figüran değil,
esas adam derim, size ben.


Pencerenizin kenarına koyup,
sadece açan çiçeklerini seyretmeyin,
yaşayın derim, size ben.

En önemlisi ise,
sakın su vermeyi de unutmayın derim,

ben size...

 

Ayşe Nurhan Karahan