21. May, 2016

karanlığı hisset...

Hep derim ya,

duygularımla yaşıyorum ben diye?

Arada bir, mantığım duygularımın önüne geçiyor ve bazı kararlar da veriyorum hani. Amma velakin, istemeye istemeye  yapıyorum ben bunu.

Neden yapıyorum peki?

Çünkü toplum kuralları öyle.

İşte o anlarda sanki bir şey bana,

‘’ al sana işte,  al da gör gününü ‘’  der gibi,

önüme öyle garip şeyler çıkarıyor ki ? Artık inandım. Beni bir yolda ilerlemem için itekleyen bir güç var.

‘’Hayır! ‘’ diyor bana, ‘’Oradan değil, buradan gideceksin sen! ‘’ ‘’Ve gidebildiğin kadar da gideceksin! ‘’ ‘’Bunu sen belirleyemezsin, boşuna çabalama! ’’   diyor. ‘’Carpe dıem’ e ne oldu? ‘’ diye de bangır bangır bağırıyor ayrıca. Ben de ‘’Carpe dıem de sorun yok, o burada duruyor ‘’ diyorum.

Diyorum demesine de, işte arada arızaya geçiyorum.

Çünkü zor oluyor,

bilmem kaç yıldır beynimize kazınan,

saçma sapan şeyler ile başa çıkmak.

Ama,

zoru çok güzel. Hatta zor olan şeyler güzel. Zor olunca daha mı bir asılıyoruz sanki?

Bazı şeylerin, zamanı yok. Şekli de yok. Hele ki şemali hiç yok.

Ama nesi var biliyor musunuz?

Değeri var işte…

Sadece hiçbir şeyle ölçülemeyen değeri var. Sonsuz bir sadelik içindeki, bir değerden bahsediyorum size. O yüzden de daha bir değerli.

Bu yüzden belki hepinizden çılgınım.

Ve  yine bu yüzden de,

hepinizden daha bir deliyim sanırım.

Cesaretliyim.

Korkusuzum.

 

O nedenden dir ki,

karanlığı hissedebilmek için,

tüm ışıkları söndürmeye devam edeceğim ben,

birer birer…

 

 

Ayşe Nurhan Karahan