22. Ara, 2015

taşınıyorum...

Galiba Bodrum’a taşınıyorum…

 

 

‘’En beğendiğiniz özelliğiniz ne?’’

 diye soracak olursanız eğer, toleranslı oluşum, her şeye rağmen daima gülen yüzüm,

ve cesaretim derdim size.

 

 

Tolerans   hususu, arkadaşlarım tarafından tartışma konusu olabilir diye düşünüyorum. Ama bana göre bir hayli  sabırlı ve toleranslıyım. Sabır etmelerim  çok uzun süreleri kapsıyor. Tabi bir de,  dolma ve taşma durumları var. Küp dolunca zaten kendiliğinden patlamaması mümkün değil. Bom...

 

Ama şunu biliyorum ki,  benim küpüme öyle hemen her şey girmiyor. Önce o uğurda çaba gösteriliyor, o değerlerin kaybedilmemesi için uzun zaman, çetin savaşlar veriliyor. Sonra kendi değeriniz de var tabii… Düşünmeden edemiyorsunuz, bunu  mu hak ediyorum diye? Muhakeme sonucu  küpe bir güzel yerleştiriliyor. Patama anı verilen keskin kararlarla noktalanıyor. Son söz işte o zaman söyleniyor. Ve o defter,  bir daha açılmamak üzere kapatılıyor…

 

 

Gülen yüzüm…

 

Bu özelliğimi fark etme şeklim çok özedir benim için. Çok sevdiğim bir iş arkadaşım, ağabeylerimden biri, birlikte çalıştığımız uzun yıllar süresince, bana  ‘’gülüş ‘’  diye  seslenmiştir hep.

Bu öyle ilginç bir durumdur ki,

sadece  onun  ‘’ gülüş ‘’  diye seslenişine  kafamı çevirdim yıllar boyu. Ondan başka kim bu isimle seslenirse  seslensin,   hiç ama hiç duymadım. Bu onunla benim aramda özel bir iletişim şekli oldu sanki.

İleriki yıllarda gördüm ki, ağlama ve tartışma anında bile ben hep gülümseme halindeyim.

Bu özelliğin tek olumsuz yanı, yüzünüzdeki mimik kırışıkları.

Kendinizle barışıksanız,  ‘’ay kırışıyorum’’ kompleksleriniz yoksa tavsiye ederim.

Gülen yüzden hiçbir zaman zarar gelmiyor.

 

Cesaretime gelince;

İstersem yapamayacağım hiçbir şey yok diye düşünüyorum artık.

Biliyorum ki beni zorlayan şeyler  ileride beni  taşıyacak şeylerdir.

Hayat, 

onu devamlı olarak  planlama,  zapt etme duygumu, şu  üç senede bir hayli  sıfırladı. Zira  o  başlıyor ve bitiyor.

Nerede nasıl başladığı, nerede nasıl sona erdiği değil,

içine neler sığdığı önemli.

 

Şimdi Bodrum’a taşınıyorum.

 

Bodrum ayağında bana destek olan sihirli eller var. Bana İzmir’i toparlamak düşüyor…

 

Evet   240  metre karelik eve yayılan ben eşyalarımı  sonunda topladım. Bir iki oda da annemin evi var tabi. O da toplandı. Tek başıma altından kalkabilir miyim kalkamaz mıyım ? Bir sihirli dokunuş ta can dostum Ülfet' im den geldi İzmir’ de.

Amcam oğlu Hakan’ım, can dostum ve komşularım kolileri  yetiştirdi.

 

Bir sınav daha verdiğimi biraz daha güçlendiğimi hissediyorum.Evet  toplandım ve hazırım galiba.

 

Galiba gerçekten taşınıyorum ben Bodrum’a…

 

Artık kendimden korkmaya başladım ben. Altından kalkamayacağım hiç bir şey yok.

 

Hiçbir zaman kokoş bir kadın olamadım. Sırtımı kimseye dayamadım. Hiçbir zaman ‘’ ben yapamam’’ larım olmadı. Kimseye özel işimi buyurmadım. Çantamın elimden alınıp taşınmasını hiç bir zaman arzu etmedim. Kendi işimi kendim yapmayı ilke edinenlerdenim. Bunlardı sanırım beni güçlü kılan…

 

 

İnsan hayatında öyle bir zaman geliyor ki;
muhakkak gitmesi gerekiyor bazen.

Hele bu tür özelliklere sahipse,

ömrü boyunca hep de böyle yaşamış ise,

hiç kapı pencere olmaması önemli değil.

İstedikten sonra  duvardan bile yürüyüp geçiyor sanki insan..

 

Evet…

Ben galiba Bodrum’a taşınıyorum !

 

Ayşe Nurhan Karahan