23. Mar, 2016

Diğer '' Ben'e '' yolculuk...

Davetsiz misafirler gibi sanki,

yaşadığım her şey.

Davetsiz ama zaman geçtikçe de,

bencileyin kabul gören.

 

Diğer ‘’Ben’e’’ doğru hiç durmadan yol alıyorum…

Bam başka bir ben çıktı içimden. Hala da sürmekte bu yolculuk.

Geride bıraktığım ayak izleri de,  

yol gösteriyorlar bana bu yolculukta.

 

Şimdi bir başka  boyuttayım  sanki. Tadılmamış meyveleri ısırmaktan korkmuyorum mesela?

Duş yaparken son ses şarkılar söylüyorum. Islıklar çalıyorum. Duygularımı çekinmeden kağıtlara yazabiliyorum, o ne der,  bu ne der demeden.

O kağıtlardan kayık yapıp denizlere atıyorum. O yazıları sizlere de, açıyorum yani zaman zaman. Aslında  dünyaya  aşk mektupları yazıyorum ben korkusuzca.

Romantik aşktan yetişkin ilişkisine geçmek gibi bir şey bu.

Yüzeyden,  derinliklere doğru yol aldığımı hissediyorum. Gölgemi keşfettim diyebilirim. Gözümdeki lekeyi ya da.

 

Artık, özgün bir kadınım galiba ben.

Her şeyin konuşulmaması gerektiğini, geç de olsa öğrendim. Kelimelerin anlatamadığı  çok şeyin olduğunu biliyorum. Bazı şeyler konuşulmamalı ve yaşanarak öğrenilmeli.

Bunun için dibe vurmak gerekiyorsa vurulmalı.

Garanti diye bir şey yok ,  istenmemeli.

Değiyorsa,

her şeyin ama her şeyin mutlaka peşinden gidilmeli.

Bazen,

olduğumuz yerde kıpırdamadan durulabilmek de, çok önemli. Her güne  yeni bir öğreti sığdırılmalı.

Ve bize düşen,

sadece ihtiyacımız olanı istemek olmalı…

 

Bizlere hayat veren bir ağaç var. Onun da iki dalı var sanki.

Seçim, bizlere bırakılmış.

 

Ben gördüm ki,

hayallerimin bile ötesi var.

Gördüm ki,

insan denen mekanizmada ki beyin,

açlık duyduğu şeyi mutlaka  ve mutlaka,

size hissettirip bir şekilde bulmanızı sağlıyor.

Zihninizi, bedeninizi, ruhunuzu hatta ve hatta çevrenizi  nasıl beslediğinizi zaman gelip sorgulamanızı sağlıyor.

Sizi aşağıya çeken sözleri bile duymamayı zamanla öğreniyorsunuz.

 

Öğretileri bırakıp ,

dünyaya yeni gözlerle bakmak,

bu anlamda çok önemli.

Ve  de,

korkuyu hissedip,

buna rağmen yola devam etmek.

Püf noktanın,

dünyanın,

bizim aynamız olduğunu kavramak.

Ve bu dünya da,

hepimizin  bir renk olduğumuzu kabul etmek.

 

Son olarak da aslında,

dünyanın bizim özel rengimize ihtiyacı olduğunun,

bilincine varmak.

 

Bu yolculuk tamamlandığında,

sanırım  diğer  ‘’ ben  ‘’  çok  daha sevimli bir kadın olacak.

 

Yanlış bir cümle oldu bu.

Hayır,

bu yolculuk,

hiç bitmeyecek…

 

 

Ayşe Nurhan Karahan