24. May, 2016

bağbozumu...

 

Onlar,

bağbozumuna gider gibi,
ellerinde kadınlarının  sıcaklığı,
Dudaklarında,

vatan türküleri,
ve dağınık saçlarında rüzgar,
çekip gittiler katar katar...


Yeni dostlar tanıdılar karavagonda...
Tarlalara bakıp için için dert yandılar,
memleket hasretinden...

Ve bir tünelin kara ağzında,
görünmez oldular...


Çiçek açmış nar ağacı gibi,
al al oldu göğüsleri...
Saçlarının en güzeli,
tel örgülerde kaldı....

Vesikaya bağlı değildi,
taş yemek,toprak yemek,mermi yemek...
Yediler deşilen gövdelerinden,
bağırsakları sarkıncaya dek...

Ceplerinden çıkardıkları resimlere bakıp,bakıp,
kanlı saçlarının arasından,
dediler;

''Neylersin karıcığım ,
ölümek de varmış kaderde...''
Pençe pençe kanları yerde...
Kardeş kardeş uyudular...
Kolları bacakları siperde...


Anlatıyordu bu adam harbe dair...
Yüzüne yamanmış barut yanığı,
sağ kolu bir cephede,
ve bir cephede ayağı...


Onlar,
Dağınık saçlarında rüzgar...
Çekip gittiler katar katar...


Biz böyle yaşadık adaşım,
Senden ne haber?



ZAFER HÜSNÜ TARAN