17. May, 2016

mezopotamya...


Ben Mezopotamya !...
Asya`nın nazlı kızı !

Bereketin, bolluğun ve sevdaların diyarı ...
Sevgi ve kin , öfke ve hırs...
Savaş ve barış bende anlamlandı ...
Bende vücut buldu ruh , tarih benimle başladı ...

Özgürlük göbek adımdır , dağlarımda ve ovalarımda...
Zümrüt yeşilinde ve güneşin sihirli renklerinde,
Rüzgarın,o karşı konulmaz muhteşem ritminde bir kısrak olur ,
Fırat` la yarışır Dicle`de dinginleşirim ..
Nemrut`ta kara kartalın kanatlarında ,tanrılara meydan okurum ...
Eridu`da Gılgameş olur,Enkidu`yu ehlileştiririm...
Hammurabi olur 282 ile düzen getiririm ...
Tanrıça İştar benimle aşık atamaz...
Çünkü özgürlük ve sevdanın pınarı benim ..

Çünkü ben Mezopotamya`yım!
Asya` nın nazlı ve biricik kızı!

Güneş ,önce ve en güzel bende doğar ...
Yayılır çekinmeden , çırılçıplak dolanır gün boyu ovalarımda , dağlarımda ...
Kah bir kelebeğin kanadında , kah yeni doğan bir kuzunun yanıbaşında...
Bazen tohuma duran bir çiçeğin tomurcuğunda ...
Bazen de İzlo`nun doruklarında akşamı getirir ...
Vedalaşırken batımda , mor gecede ayın en güzel yüzüne emanet eder beni...
Ertesi günde buluşmanın sevgi ve coşkusuyla ...

Çünkü ben Mezopotamya` yım !
Güneşin ve ayın maşuku!

İnsanlarım mert ve sevecen , çünkü benim suyumu içtiler...
Ekmeklerinde , sevgiyle büyüttüğüm başaklarım,
Ayranlarında , sütümle beslediğim ,mis kokulu otlarımın tadı var ...
Çünkü onlar benim çocuklarım ...
Ruhları bende bedenlendi ...
Özgür , mağrur ve sevgi dolu ...

En iyi bağbozumları bende olur ...
En iyi şarabı , en tatlı şırayı ben veririm...
Belki de bundandır ,
Benim topraklarımda aşk , sevmek ve sevilmek şarap tadında olur ...

Bundan değilmi ki?
Babil Kralı Nabukodonosor ,
Sevdası için Mardin` den Şamran` larla
Şıra akıttı yüzlerce mil aşağılara...

Bundan değilmi ki?
İskender Zınnar`a ;
Prenses Fahriyye ve Ravza cennet bahçelere ,
Şad Buhari Mardin`e yerleşir ..
Timur, Kustus, Antonius ve daha nicesi ,
Bu sevdanın peşinde topraklarıma kan bulaştırdılar ...
İhanet ektiler topraklarıma...
Kelepçe vurdular çocuklarımın gözyaşlarına ...
Dağlarımda ağaç bırakmadılar , çıplak kaldım ...

Utanırım .. ele güne karşı...
Utanırım .. aya, güneşe karşı ...

Çünkü ben Mezopotamya` yım !
Asya` nın nazlı ve özgür kızı !

İbrahim bende doğdu...
Sin Mabedinde aya ve yıldızlara yakarırken doğruyu buldu ...
Zarathustra, Mani ve Yezidiliğe ben ilham oldum ,
İlk Hıristiyanlara ben kucak açtım ,
Lorna ve Anastisiupolis ile , İslam` ın yolunu ben açtım ,
Dermetinan` da Hacı Kemal ,
Kosar` da Hoca İhsan ,Selman-i Pak ve niceleri İslam dediler,
Moşe Bar Kifo , Hanna Dolabani ;
Hammara` da , Deyrulzafaran` da , Mor Mihail` de Mesih demediler mi ?
Ekmeğim , suyum ve güneşim hepsine yetmedi mi ?
Yetmedi mi ?
Zeytinim incirim ve narım ...

Utanırım anamdan , kardeşlerimden , çocuklarımdan...

Utanırım güneşten , aydan ve rüzgardan ...

Utanırım aç yatan bebelerden , dedelerden ...

Utanırım el kapısında iş dilenen civanlardan ...
İçtiği suya pislik bulaşmış analardan , babalardan utanırım ..

Çünkü ben;
Mezopotamya` yım !!!

Asya` nın ;
nazlı ve mağrur kızı !!!


Necat İLTAŞ