8. Mar, 2017

8 Mart...

Tesadüf mü bilmem ama, yağmur var Bodrum da iki gündür.
Bir rüzgar estiriyor arada, bir de yağmur indiriveriyor paldır küldür. Sonra bir gümbürtü...Bildiğiniz yer gök inliyor anlayacağınız. Ardından kocaman bir sessizlik.

Derken bir baktım ki,
tarih 8 Mart.
Sosyal yayın mecralarında, mesajlar havada uçuşuyor tabi ki.

Her sene,
şu 8 Mart geldiğinde oturur kara kara düşünürüm ben nedense. Aslında nedeni de belli . O da, bu yaman çelişkiyi bir türlü içime sindirememem.

Bu konuda, bana hiç durmadan konuşan bir iç sesim var.
''Senin diğer insan evladından bir farkın yok ki neyi kutluyorsun sen? '' diye soruyor o bana.
''Hatta senin yapımında kullanılan fazla parçalar bile var'' diyor.
Ve devam ediyor,
'' Sen veya siz bunu fark edip, hayatınızın iplerini başkalarının eline bırakmamayı becerebildiniz. Peki ya diğerleri? ''
''Senin ülkende çocuk gelinler var. Hala çocuk tecavüzleri var.Sen bir kadın, bir anne olarak bunlara engel olabildin mi ki? Sen neyi kutluyorsun? '' diye bağırıyor.
''Ülkende, kadının özgürlüğü sadece saçını örteceği baş örtüsüne indirgenmiş durumda.'' farkında mısın? diyor.

Daha neler söylüyor bir bilseniz.
Neyse daha çok uzatmayayım, anlayacağınız hiç durmadan bala bala bala...
Sözün kısası,
''Kandırma kendini böyle boş şeylerle, daha çok yolunuz var sizin bu kutlama için. Bu ülkenin doğusu var, batısı var. Kuzeyi var güneyi var.''
''O fazla parçayı hepiniz fark edebildiğiniz gün,o bayram bu ülkede'' diyerek, gidiverdi.

Bana da, ülkemdeki tüm hemcinslerimin,
o fazla parçayı bir an önce fark etmelerini temenni etmekten başka, hiç bir şey kalmadı .

Bir insanı sevmekle başlayacaktı her şey.
Hep sevgiyle kalın...

 

Ayşe Nurhan Karahan